Updates from December, 2010 Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts

  • atrahasis 10:34 pm on December 28, 2010 Permalink | Reply  

    OSMAN HAMDİ BEY 


    Çocuklar 31 Aralık Cuma günü Osman Hamdi Bey Müzesi’ne gidiyoruz!!! Müzeye gitmeden önce, eserlerini daha iyi anlamak için ressam hakkında mutlaka ama mutlaka araştırma yapmalıyız.. Aşağıda 5D sınıfında bahsettiğim resmi özellikle koydum.. Söylediğim şeyi unutmayacağınıza inanıyorum. “Tarih sadece tarih kitaplarından öğrenilmez, resim, şiir, edebiyat da bizim için o dönemleri anlayabileceğimiz araçtır.”

    O zaman Osman Hamdi Bey’in hayatını okuyalım:

    Biyografi

    1842 yılında İstanbul’da doğan Osman Hamdi Bey; Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi’nin (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi), İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin kurucusu; arkeolog ve ressamdır.

    Paris’te hukuk eğitimini sürdürürken resme olan tutkusu sebebiyle Paris Güzel Sanatlar Okulu’na (Ecole des Beaux Arts) devam etmiştir.

    Osman Hamdi Bey’in hocaları zamanın ünlü ressamları olan Gerome (1824-1904) ve Boulanger (1824-1888) olmuştur.

    1869 tarihinde İstanbul’a dönüş yapan Osman Hamdi Bey, Bağdat Yabancı İşleri Müdürlüğüne (Vilayeti Umur-u Ecnebiye Müdürlüğü) getirilmiştir.

    1871 yılında yeniden İstanbul’a dönen Osman Hamdi Bey, sarayda yabancı elçilerin protokol işleriyle görevlendirilmiştir. Bu görevde gösterdiği başarılarından dolayı bizzat Sultan Abdülaziz tarafından, 1873 yılında Viyana’da açılan Uluslararası Sergiye komiser olarak atanmıştır.

    1875’te Hariciye-i Umur Kâtipliği, 1876’da Matbuat-ı Ecnebiye Müdürlüğü, 1877’de Altıncı Daire-i Belediye Müdürlüğü gibi çeşitli devlet görevlerinde çalışmıştır

    Osman Hamdi Bey; Nemrut Dağı Tümülüs’ünde, Lagina’da bulunan Hekate Tapınağı’nda kazılar yapmıştır. En önemli arkeolojik kazısı Sayda (Sidon-Lübnan) kazısından kral mezarlığı kazılarıdır.

    Bu lahitlerin arasında İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenen dünyaca ünlü İskender Lahti’nin bulunması Osman Hamdi Bey’e de uluslararası bir ün kazandırmıştır.

    Arkeoloji alanında yaptığı çalışmaları ile yurtdışında tanınmaya başlayan Osman Hamdi Bey; Fransız, Alman, Yunan, İspanyol çevrelerince madalya ve nişanlarla ödüllendirilmiştir

    Osman Hamdi Bey’in 1881 yılında Müze-i Hümayun’a müdür tayin edilmesiyle Türk müzeciliğinde yeni ve verimli bir devre açılmıştır.

    Müzeciliğimizi ilk kez modern anlamda ele almaya başlayan Osman Hamdi Bey’in Müze-i Hümayun’da gerçekleştirdiği ilk işlerden birisi, yabancıların yaptığı kazılarda ortaya çıkan eserlerin yurt dışına götürülmesini yasaklamayı planladığı tüzük hazırlığı olmuştur.

    Paris’te yarım bıraktığı Hukuk eğitiminin yararları burada ortaya çıkmıştır. Yürürlükte bulunan “1874 Asar-ı Atika Nizamnamesini” 1883 yılında yeni baştan düzenleyerek eserlerin yurt dışına çıkarılmasını yasaklayan maddeler koydurmuştur.

    Böylece batılı ülkelere Osmanlı topraklarından eser akışını engellemiştir.

    Eserlerin kaydedilmesi, onarılması, nem ve rutubetten uzak ve sağlıklı bir şekilde korunup sergilenebileceği gerçek anlamda bir İmparatorluk Müze Binası yapılması için dönemin yöneticilerinden aldığı destekle, bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzesinin ilk kısmını 1899’da, ikinci kısmını 1903’de ve üçüncü kısmını 1907 yılında tamamlayarak ziyarete açmıştır.

    1 Ocak 1882’de Sultan II. Abdülhamid tarafından Sanayi-i Nefise Mektebinin Müdürlüğüne atanmıştır. Osman Hamdi Bey; Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin temeli sayılan “Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi”ni 1883 yılında kurmuştur.

    Bugün İstanbul Arkeoloji Müzelerinin Eski Şark Eserleri Binası olarak hizmet veren binayı, Sanayi-i Nefise Mektebi olarak 2 Mart 1883 yılında öğretime açmıştır.

    Osman Hamdi Bey, devlet işleri ile arkeoloji ve müzecilik çalışmalarını sürdürürken ressamlığını hiç ihmâl etmemiştir.

    “Kaplumbağa Terbiyecisi”, “Arzuhalci”, “Kur’an Okuyan Hoca”, “Silah Taciri”, “Leylak Toplayan Kız“, “Şehzadebaşı Camisi Avlusunda Kadınlar“, “Feraceli Kadınlar“, “Mimozalı Kadın” ,”Ab-ı Hayat Çeşmesi” , “Mihrap” gibi tabloları onun en ünlü yapıtları arasındadır

    Resimlerinde; Türk sanatı, kültürü, mimarisi, çinili panoları, duvarlar, halılar, süslemeli objeler, örtüler, kandiller, rahleler, türbe mekanları, hat levhaları, aile portreleri, insan figürlerini kullanmış, Osmanlı Kadınının iç ve dış mekanlardaki yaşayışını resmetmiş; Doğu/Batı, inanç/aşk, yaşam/ölüm gibi ikilemlerin izini sürmüştür.

    Batılı anlayışla figürlü resmin ilk temsilcisi; müzeci, arkeolog ve Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kurucusu bir Osmanlı aydını olan Osman Hamdi Bey; 20. yüzyılın son döneminde, sanat ve kültür alanında yenileşme ve batılılaşma akımının öncüsü olmuştur.

    Son çağın en seçkin simâsı ve gerçek anlamda uluslararası ün kazanmış bir sanatçımız olan Osman Hamdi Bey; 24 Şubat 1910 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir.

    Ölümü yurtta ve dünyada derin bir üzüntü ile karşılanmıştır.

    Daha fazla bilgi için bu yıldıza (*) tıklayın.

    Advertisements
     
    • mustafanuman hallac (5/D) 4:32 pm on January 3, 2011 Permalink | Reply

      Teşke Gitseydik geziye canlı gorucektık ck sağolun

    • mustafanuman hallac (5/D) 4:41 pm on January 3, 2011 Permalink | Reply

      resim cok super bilgiler için de teşekkur ederim ellerinize sağlık

    • Aydan 1:03 pm on January 11, 2011 Permalink | Reply

      Çok güzel ve yararlı bir geziydi!!!

      • betül 7:21 pm on January 25, 2011 Permalink | Reply

        resim harika, ama keşke bizde gelseydik

      • aydan 1:25 pm on February 11, 2011 Permalink | Reply

        sizinle bir haber paylaşmak istiyorum ve de bu haberi okumanızı tavsiye ediyorum.

        Kaplumbağa Terbiyecisi Osman Hamdi Bey, UNESCO ve 100 Yıl
        Osman Hamdi Bey‘in ölümünün 100. yılında, UNESCO 2010 senesini Osman Hamdi Bey yılı ilan etti… Bir ömre neler neler sığdırmış büyük üstat… Eğitim hayatına Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’ya yolladığı ilk 4 öğrenciden biri olarak Paris‘te başlayan Osman Hamdi Bey,hazırlık okulunda sınıf arkadaşı Pasteur‘u geride bırakarak birinci oldu…

        Hukuk ve madencilik eğitimi aldı ve Osmanlının ilk madencilik mühendisi oldu… Ama daha sonra resme olan ilgisi ağır basınca güzel sanatlara devam etti… Sanatında dönemin ünlü ressamlarından Gerome‘den ve Baulanger‘dan etkilendi… Kısa bir dönem sadrazamlık yaptı…

        Kendisinden önce müzecilik bir toplama geleneği olarak sürdürülürken, Osman Hamdi Bey‘den sonra müzecilik büyük bir devrime imza atarak kurumsallaştı… 25 yıllık müze müdürlüğü boyunca bir çok yeniliği uygulamaya koydu… Türkiye’de modern müzeciliğin temelleri onunla birlikte atıldı…

        Dünyada ses getiren kazılarıyla bir arkeolog olarak dünya çapında nam saldı… İstanbul’daki müzelerde sergilenmekte olan İskenderiye ve Ağlayan Kadınlar lahidi onun elleriyle toprak üstünde hayat buldu…

        1833 yılında Mimar Sinan Üniversitesi‘nin temeli sayılan Güzel Sanatlar Fakültesini kurdu… Kurucu müdürlük görevi süresince dersler, yönetmelikler ve diğer sorumluluklarla ilgilendi… Ardından gelen diğer Güzel Sanatlar Fakültelerinin açılmasına ilham kaynağı oldu…

        Bütün bu işlere imza atarken resim yapmayı hiç bırakmayan Osman Hamdi Bey, eşsiz eserler üretmeye de devam ettı… Şuan Pera Müzesi‘nde sergilenen Kaplumbağa Terbiyecisi, 15 milyon TL değeri ile halen Türkiye’nin en pahalı tablosu…

        Onun en bilinen resmi Kaplumbağa Terbiyecisi olmasına karşın, en çok tartışılan resmi Mihrap oldu… Resmedilen, bir cami içinde, arkasını Kur’an yazılı mihraba dönmüş olan, başı açık batılı görünüme sahip bir kadındı… Ayaklarının dibinde, yerlere gelişi güzel saçılmış halde Kur’an parçaları olması ve onlara tepeden bakması çok tartışılmıştı…

        Osman Hamdi Bey’in bu kompozisyonla kadını engelleyen din baskılarını eleştirdiği ve kadın imgesini yücelttiği düşünüldü… Resimdeki kadının da eşi Naile Hanım olduğu iddia edildi… Provokatif içerikli bu resmin asıl gizemi, bizzat resmin kendisi… Çünkü son olarak Demirbank’ın arşivlerinde kayıtlı gözüken resmin, bankanın tasviyesinden sonra izi bulunamadı…

        Mihrap, Osman Hamdi Bey’in kaybolan ilk tablosu değildi… Daha önce kaybolmuş olan iki tablo, geçenlerde Amerika Birleşik Devletleri’nin Pensilvanya Arkeoloji Müzesi’nde ortaya çıktı… Bu ilginç olay sonrasında, gözler hala kayıp olan Mihrap resmine ve hikayesine dönmüş durumda…

        UNESCO’nun 2010 Osman Hamdi Bey Yılını çeşitli etkinliklerle kutladığını ve bunların en önemlilerinden birinin de, onun hakkında Paris‘te düzenlenen kapsamlı bir sempozyum olduğunu da belirtelim… Ölümünün 100. yılında bu çok değerli şahsiyeti saygıyla ve sevgiyle anıyoruz….

    • xpluns 7:34 pm on March 31, 2011 Permalink | Reply

      ögretmeninim ne işi vardı biz araştırdık saten

  • atrahasis 10:04 pm on December 28, 2010 Permalink | Reply  

    FRIDA KAHLO 


    Derste size Frida Kahlo’dan bahsedip; hakkında araştırma yapmanızı ve en sevdiğiniz resmini söylediğiniz bir ödev hazırlamanızı istemiştim. Bazı arkadaşlarınız resimlerin isimlerini bulamadıklarını söylediler. İşte bu yıldıza (*) tıklayıp Frida Kahlo’nun resimlerine bakabilir, hangi yıl yaptığını ve isimlerini öğrenebilirsiniz.. Ve sizden istediğim gibi cümlenizi kurabilirsiniz:
    Örn; I like Frida Kahlo’s “Collage with Flies”

     
  • atrahasis 9:47 pm on December 28, 2010 Permalink | Reply  

    KIZ ÇOCUĞU 


    Çocuklar ölümsüz şair Nazım Hikmet Ran’ın Hiroşima’da ölen çocuklar için yazdığı şiir Kız Çocuğu.
    Barış içinde bir dünyada yaşamak tüm insanların hakkıdır.. Bu hakkınızı hayatınız boyunca savunun! Aşağıda değerli piyanistimiz Fazıl Say’ın “Nazım Hikmet Oratoryosu”ndan görüntüleri İngilizce altyazılı olarak izleyebilirsiniz.

     
    • aydan 5:09 pm on January 11, 2011 Permalink | Reply

      Nazım Hikmet’in bu şiiri bence çok güzel.Sözleri de gayet anlamlı.Ben siteye girdiğim zaman ilkin bu şiiri dinlemeden bir şeyler yapamıyorum.Bu siteye giren herkese Nazım Hikmet’in Yapı Kredi YAYINLARINDAN çıkan (YKY) “SEVDALI BULUT” adlı kitabı tavsiye ediyorum.

      • aydan 5:12 pm on January 11, 2011 Permalink | Reply

        Bu arada arkadaki adamın kim olduğunu anlamadım.

        • betül 8:09 pm on March 25, 2011 Permalink

          galiba nazım hikmet

      • atrahasis 10:17 pm on January 11, 2011 Permalink | Reply

        Nazım Hikmet Oratoryosu’nda piyanoda Fazıl Say, Nazım Hikmet şiirlerine ruh katan ise (Aydan senin arkadaki adam dediğin ) değerli tiyatro sanatçımız Genco Erkal’dır.

        • aydan 6:08 pm on January 13, 2011 Permalink

          Bu arada lütfen bu kitabı okuyun.Çünkü harika bir kitap.Ha bu arada sen ne bilirsin demeyin,kendi kitaplığımın resmini çeker ve yollarım.Böylece ne kadar çok kitap okuduğumu görürsünüz.Ve de şu an kitaplığımda okuyacak kitap yok.Bunu bazıları için söyledim herkes üstüne alınmasın.

    • aydan 1:31 pm on February 11, 2011 Permalink | Reply

      Bu konuyla bir ilgisi yok ama ben yinede bu şiiri paylaşmak istiyorum.İnşallah siz de beğenirsiniz

      Öğrendim ki…
      Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
      Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
      Geris…ini karşı tarafa bırakırsınız.

      Öğrendim ki…
      Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
      Yıkmak bir dakika.

      Öğrendim ki…
      Hayatında nelere sahip olduğun değil
      Kiminle olduğun önemli.

      Öğrendim ki…
      Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
      Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

      Öğrendim ki…
      Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
      Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

      Öğrendim ki…
      İnsanların başına ne geldiği değil
      O durumda ne yaptıkları önemli.

      Öğrendim ki…
      Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
      Her işin iki yüzü var.

      Öğrendim ki…
      Olmak istediğim insan olabilmem
      Çok vakit alıyor.

      Öğrendim ki…
      Karşılık vermek
      Düşünmekten çok daha basit.

      Öğrendim ki…
      Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
      Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

      Öğrendim ki…
      ‘Bittim’ dediğin andan itibaren
      Pilinin bitmesine daha çok var.

      Öğrendim ki…
      Sen tepkilerini kontrol edemezsen
      Tepkilerin hayatını kontrol eder.

      Öğrendim ki…
      Kahraman dediğimiz insanlar
      Bir şey yapılması gerektiğinde
      Yapılması gerekeni
      Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

      Öğrendim ki…
      Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

      Öğrendim ki…
      Bazı insanlar sizi çok seviyor
      Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

      Öğrendim ki…
      Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
      Bazıları hiç karşılık vermiyor.

      Öğrendim ki…
      Para ucuz bir başarı.

      Öğrendim ki…
      En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

      Öğrendim ki…
      Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
      Kaldırmak için elini uzatır.

      Öğrendim ki…
      İki insan aynı şeye bakıp
      Tamamen farklı şeyler görebilir.

      Öğrendim ki…
      Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

      Öğrendim ki…
      Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
      Daha uzun yol yürüyor.

      Öğrendim ki…
      Hiç tanımadığın insanlar,
      iki saat içinde,
      senin hayatını değiştirir.

      Öğrendim ki…
      Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

      Öğrendim ki…
      Duvarda asılı diplomalar
      İnsanı insan yapmaya yetmez.

      Öğrendim ki…
      Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.

      Öğrendim ki…
      Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
      nereden geçtiğini bulmak zor.

      Öğrendim ki…
      Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
      Gerçek aşkların da!

      Öğrendim ki…
      Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
      Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

      Öğrendim ki…
      Aile hep insanın yanında olmuyor.
      Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
      Aile her zaman biyolojik değil.

      Öğrendim ki…
      Ne kadar yakın olursa olsunlar
      En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
      Onları affetmek gerekir.

      Öğrendim ki…
      Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
      Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

      Öğrendim ki…
      Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
      Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

      Öğrendim ki…
      Şartlar ve olaylar,
      Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
      Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

      Öğrendim ki…
      İki kişi münakaşa ediyorsa,
      Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
      Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

      Öğrendim ki…
      Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
      Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

      Öğrendim ki…
      Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.

  • atrahasis 6:52 pm on December 28, 2010 Permalink | Reply  

    DAYS OF THE WEEK 


    Haftanın günleri ile ilgili alıştırma yapmak isteyenler British Council’in sitesinde sizin için çok güzel bir oyun var. Bu yıldıza (*) tıklayın, karşınıza oyun çıkacak. Peki oyunu nasıl oynayacaksınız? HINT: İPUCU anlamına geliyor. HINT yazısının altında cümleler olacak. Siz de ona göre hangi günse onun İngilizcesini yazacaksınız. After: Sonra
    Before: Önce anlamına gelir.
    Örneğin: This is the day after Sunday. (Bu Pazar’dan sonraki gündür) anlamına gelir. Peki nedir Pazar’dan sonraki gün? Pazartesi. O zaman cevap olarak MONDAY yazacağız değil mi? Hadi o zaman başlayın yapmaya!!

     
    • aydan 5:21 pm on January 13, 2011 Permalink | Reply

      Ben 5. sınıf öğrencisiyim.Geçen sene Yiğit öğretmenimizin bize öğrettiği bir şarkının sözlerini 4′ lerle paylaşmak istiyorum:

      İNGİLİZCE:

      There are seven days,
      There are seven days,
      There are seven days in a week.
      Sunday,Monday
      Tuesday,Wednesday,
      Thursday,Friday
      Saturday.

      TÜRKÇE:

      Yedi gün vardır,
      Yedi gün vardır,
      Bir haftada yedi gün vardır,
      Pazar,Pazartesi,
      Salı,Çarşamba
      Perşembe,Cuma,
      Cumartesi.

      NOT:Yanlış çevirmiş olabilirim.Teacher,Yanlış çevirdiysem lütfen siz doğrusunu yazın.
      AYDANCIM isteğin gerçekleşti, çok güzel çevirmişsin yalnız sadece bir yerde eksiklik vardı, düzelttim=)

    • efsanur yılmaz 2:08 pm on January 21, 2011 Permalink | Reply

      Açılmıyorrrrrr!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

    • firuze 4:12 pm on May 3, 2011 Permalink | Reply

      öğretmenim 4.sınıf yazılı worksheet te 75 tane yok

  • atrahasis 6:35 pm on December 28, 2010 Permalink | Reply  

    British Council’in Can/Can’t konusu il… 


    British Council’in Can/Can’t konusu ile ilgili derste yaptığımız aynı zamanda bu siteye de koyduğum pandalı alıştırmayı hatırlıyor musunuz? Evet şimdi pandamız bize şarkı söylüyor dinlemek için bu yıldıza (*) tıklayın. Karşınıza video çıkacak mavi Start butonuna tıklayıp şarkıyı dinleyebilirsiniz.

     
    • betül 4:10 pm on January 2, 2011 Permalink | Reply

      çok güzel

    • mustafanuman hallac (5/D) 4:35 pm on January 3, 2011 Permalink | Reply

      cok guzel hepsini cevirdim aklımdan 🙂

      • özlem 7:21 pm on January 19, 2011 Permalink | Reply

        çok güzel

        • melis 9:01 am on January 31, 2011 Permalink

          rabia bişi dicem bu şarkı çok güzeldi dime???

  • atrahasis 5:38 pm on December 28, 2010 Permalink | Reply  

    ANIMAL 


    Animal konusu ile ilgili alıştırma çözmek için; bu yıldıza (*) tıklayın. Karşınıza bir sayfa çıkacak, bu sayfada alt alta hayvan resimlerini göreceksiniz. Her hayvanın yanında boşluk var, o boşluklara hayvanların isimlerini İngilizce yazacaksınız. Hepsini bitirdikten sonra Check kutucuğuna basın ve kaç doğru yaptığınızı görün.

     
  • atrahasis 9:08 pm on December 27, 2010 Permalink | Reply  

    DAYS OF THE WEEK 


     
  • atrahasis 9:00 pm on December 27, 2010 Permalink | Reply  

    DAYS 


    Haftanın günleri ile ilgili alıştırmaları bu yıldıza (*) tıklayıp çözebilirsiniz.

     
    • betül 6:22 pm on December 28, 2010 Permalink | Reply

      çok güzel

      • aydan 6:20 pm on January 13, 2011 Permalink | Reply

        Sizinle bir şiir paylaşmak istiyorum.

        Öğrendim ki…
        Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
        Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
        Geris…ini karşı tarafa bırakırsınız.

        Öğrendim ki…
        Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
        Yıkmak bir dakika.

        Öğrendim ki…
        Hayatında nelere sahip olduğun değil
        Kiminle olduğun önemli.

        Öğrendim ki…
        Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
        Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

        Öğrendim ki…
        Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
        Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

        Öğrendim ki…
        İnsanların başına ne geldiği değil
        O durumda ne yaptıkları önemli.

        Öğrendim ki…
        Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
        Her işin iki yüzü var.

        Öğrendim ki…
        Olmak istediğim insan olabilmem
        Çok vakit alıyor.

        Öğrendim ki…
        Karşılık vermek
        Düşünmekten çok daha basit.

        Öğrendim ki…
        Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
        Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

        Öğrendim ki…
        ‘Bittim’ dediğin andan itibaren
        Pilinin bitmesine daha çok var.

        Öğrendim ki…
        Sen tepkilerini kontrol edemezsen
        Tepkilerin hayatını kontrol eder.

        Öğrendim ki…
        Kahraman dediğimiz insanlar
        Bir şey yapılması gerektiğinde
        Yapılması gerekeni
        Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

        Öğrendim ki…
        Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

        Öğrendim ki…
        Bazı insanlar sizi çok seviyor
        Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

        Öğrendim ki…
        Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
        Bazıları hiç karşılık vermiyor.

        Öğrendim ki…
        Para ucuz bir başarı.

        Öğrendim ki…
        En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

        Öğrendim ki…
        Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
        Kaldırmak için elini uzatır.

        Öğrendim ki…
        İki insan aynı şeye bakıp
        Tamamen farklı şeyler görebilir.

        Öğrendim ki…
        Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

        Öğrendim ki…
        Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
        Daha uzun yol yürüyor.

        Öğrendim ki…
        Hiç tanımadığın insanlar,
        iki saat içinde,
        senin hayatını değiştirir.

        Öğrendim ki…
        Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

        Öğrendim ki…
        Duvarda asılı diplomalar
        İnsanı insan yapmaya yetmez.

        Öğrendim ki…
        Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.

        Öğrendim ki…
        Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
        nereden geçtiğini bulmak zor.

        Öğrendim ki…
        Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
        Gerçek aşkların da!

        Öğrendim ki…
        Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
        Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

        Öğrendim ki…
        Aile hep insanın yanında olmuyor.
        Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
        Aile her zaman biyolojik değil.

        Öğrendim ki…
        Ne kadar yakın olursa olsunlar
        En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
        Onları affetmek gerekir.

        Öğrendim ki…
        Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
        Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

        Öğrendim ki…
        Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
        Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

        Öğrendim ki…
        Şartlar ve olaylar,
        Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
        Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

        Öğrendim ki…
        İki kişi münakaşa ediyorsa,
        Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
        Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

        Öğrendim ki…
        Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
        Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

        Öğrendim ki…
        Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.

    • berrak 8:43 am on March 19, 2011 Permalink | Reply

      çok güzelmiş

  • atrahasis 8:43 pm on December 27, 2010 Permalink | Reply
    Tags: ,   

    Like / Dislike konusu ile ilgili alıştır… 


    Like / Dislike konusu ile ilgili alıştırma çözmek isteyenler, bu yıldıza (*) tıklayıp çözebilirler.

     
    • mustafanuman hallac (5/D) 4:08 pm on January 3, 2011 Permalink | Reply

      cok sağolun yazılıda cıkarsa cozerim 🙂

  • atrahasis 8:31 pm on December 27, 2010 Permalink | Reply
    Tags: ,   

    LIKE / DISLIKE 


    Like, Don’t like konusu ile ilgili bir alıştırma çözmek isteyenler için yararlı bir alıştırma.. Bu yıldıza (*) tıklayın ve alıştırma karşınızda olacak.

     
    • aydan 5:30 pm on January 11, 2011 Permalink | Reply

      Arkadaşlar bu arada ben bir site buldum ve bu sitede kendinizi online teste tabi tutabilirsiniz.İşte adresi http://esmus.blogcu.com/.Gramer de veriyor.Birde teacher annemin (İlknur KOBYA) Aslı KARAMUSTAFA adlı bir öğrencisi var.Aslı bir yıl önce msn’de anneme ingilizce cümleler yazıyormuş.Annem sormuş ve Aslı’da bir siteye cümlesini türkçe olarak yazıyormuş,siteden ingilizce karşılığı geliyormuş.Sitenin ismini hatırlayamıyor.Ben aradım ama bulamadım.Acaba rica etsem teacher bir de siz araştırır mısınız?

c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Reply
e
Edit
o
Show/Hide comments
t
Go to top
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Cancel