OSMAN HAMDİ BEY


Çocuklar 31 Aralık Cuma günü Osman Hamdi Bey Müzesi’ne gidiyoruz!!! Müzeye gitmeden önce, eserlerini daha iyi anlamak için ressam hakkında mutlaka ama mutlaka araştırma yapmalıyız.. Aşağıda 5D sınıfında bahsettiğim resmi özellikle koydum.. Söylediğim şeyi unutmayacağınıza inanıyorum. “Tarih sadece tarih kitaplarından öğrenilmez, resim, şiir, edebiyat da bizim için o dönemleri anlayabileceğimiz araçtır.”

O zaman Osman Hamdi Bey’in hayatını okuyalım:

Biyografi

1842 yılında İstanbul’da doğan Osman Hamdi Bey; Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi’nin (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi), İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin kurucusu; arkeolog ve ressamdır.

Paris’te hukuk eğitimini sürdürürken resme olan tutkusu sebebiyle Paris Güzel Sanatlar Okulu’na (Ecole des Beaux Arts) devam etmiştir.

Osman Hamdi Bey’in hocaları zamanın ünlü ressamları olan Gerome (1824-1904) ve Boulanger (1824-1888) olmuştur.

1869 tarihinde İstanbul’a dönüş yapan Osman Hamdi Bey, Bağdat Yabancı İşleri Müdürlüğüne (Vilayeti Umur-u Ecnebiye Müdürlüğü) getirilmiştir.

1871 yılında yeniden İstanbul’a dönen Osman Hamdi Bey, sarayda yabancı elçilerin protokol işleriyle görevlendirilmiştir. Bu görevde gösterdiği başarılarından dolayı bizzat Sultan Abdülaziz tarafından, 1873 yılında Viyana’da açılan Uluslararası Sergiye komiser olarak atanmıştır.

1875’te Hariciye-i Umur Kâtipliği, 1876’da Matbuat-ı Ecnebiye Müdürlüğü, 1877’de Altıncı Daire-i Belediye Müdürlüğü gibi çeşitli devlet görevlerinde çalışmıştır

Osman Hamdi Bey; Nemrut Dağı Tümülüs’ünde, Lagina’da bulunan Hekate Tapınağı’nda kazılar yapmıştır. En önemli arkeolojik kazısı Sayda (Sidon-Lübnan) kazısından kral mezarlığı kazılarıdır.

Bu lahitlerin arasında İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenen dünyaca ünlü İskender Lahti’nin bulunması Osman Hamdi Bey’e de uluslararası bir ün kazandırmıştır.

Arkeoloji alanında yaptığı çalışmaları ile yurtdışında tanınmaya başlayan Osman Hamdi Bey; Fransız, Alman, Yunan, İspanyol çevrelerince madalya ve nişanlarla ödüllendirilmiştir

Osman Hamdi Bey’in 1881 yılında Müze-i Hümayun’a müdür tayin edilmesiyle Türk müzeciliğinde yeni ve verimli bir devre açılmıştır.

Müzeciliğimizi ilk kez modern anlamda ele almaya başlayan Osman Hamdi Bey’in Müze-i Hümayun’da gerçekleştirdiği ilk işlerden birisi, yabancıların yaptığı kazılarda ortaya çıkan eserlerin yurt dışına götürülmesini yasaklamayı planladığı tüzük hazırlığı olmuştur.

Paris’te yarım bıraktığı Hukuk eğitiminin yararları burada ortaya çıkmıştır. Yürürlükte bulunan “1874 Asar-ı Atika Nizamnamesini” 1883 yılında yeni baştan düzenleyerek eserlerin yurt dışına çıkarılmasını yasaklayan maddeler koydurmuştur.

Böylece batılı ülkelere Osmanlı topraklarından eser akışını engellemiştir.

Eserlerin kaydedilmesi, onarılması, nem ve rutubetten uzak ve sağlıklı bir şekilde korunup sergilenebileceği gerçek anlamda bir İmparatorluk Müze Binası yapılması için dönemin yöneticilerinden aldığı destekle, bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzesinin ilk kısmını 1899’da, ikinci kısmını 1903’de ve üçüncü kısmını 1907 yılında tamamlayarak ziyarete açmıştır.

1 Ocak 1882’de Sultan II. Abdülhamid tarafından Sanayi-i Nefise Mektebinin Müdürlüğüne atanmıştır. Osman Hamdi Bey; Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin temeli sayılan “Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi”ni 1883 yılında kurmuştur.

Bugün İstanbul Arkeoloji Müzelerinin Eski Şark Eserleri Binası olarak hizmet veren binayı, Sanayi-i Nefise Mektebi olarak 2 Mart 1883 yılında öğretime açmıştır.

Osman Hamdi Bey, devlet işleri ile arkeoloji ve müzecilik çalışmalarını sürdürürken ressamlığını hiç ihmâl etmemiştir.

“Kaplumbağa Terbiyecisi”, “Arzuhalci”, “Kur’an Okuyan Hoca”, “Silah Taciri”, “Leylak Toplayan Kız“, “Şehzadebaşı Camisi Avlusunda Kadınlar“, “Feraceli Kadınlar“, “Mimozalı Kadın” ,”Ab-ı Hayat Çeşmesi” , “Mihrap” gibi tabloları onun en ünlü yapıtları arasındadır

Resimlerinde; Türk sanatı, kültürü, mimarisi, çinili panoları, duvarlar, halılar, süslemeli objeler, örtüler, kandiller, rahleler, türbe mekanları, hat levhaları, aile portreleri, insan figürlerini kullanmış, Osmanlı Kadınının iç ve dış mekanlardaki yaşayışını resmetmiş; Doğu/Batı, inanç/aşk, yaşam/ölüm gibi ikilemlerin izini sürmüştür.

Batılı anlayışla figürlü resmin ilk temsilcisi; müzeci, arkeolog ve Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kurucusu bir Osmanlı aydını olan Osman Hamdi Bey; 20. yüzyılın son döneminde, sanat ve kültür alanında yenileşme ve batılılaşma akımının öncüsü olmuştur.

Son çağın en seçkin simâsı ve gerçek anlamda uluslararası ün kazanmış bir sanatçımız olan Osman Hamdi Bey; 24 Şubat 1910 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir.

Ölümü yurtta ve dünyada derin bir üzüntü ile karşılanmıştır.

Daha fazla bilgi için bu yıldıza (*) tıklayın.